post-img

Arkus Aorta: Arkus aortadan 3 ana dal ayrılır. Bunlar sırasıyla innominat (brakiosefalik) arter, sol ana karotis arter ve sol subklavian arterdir.
İnnominat (Brakiosefalik) Arter(İA): Arkus aortadan ayrılan ilk büyük damardır. Ayrıldıktan hemen sonra bifürkasyon yaparak sağ subklavian arter ve sağ ana karotis arteri oluşturur.
Sağ Subklavian Arter (RSCA): Bu arterin dört önemli dalı vardır. Sağ vertebral arter, internal mammarian arter (internal torasik ), sağ tiroservikal ve kostoservikal trunkuslardır.
Sağ Vertebral Arter (RVA): RSCA’ nın ilk dalıdır. % 25 olguda RVA dominant arterdir. Değişik varyatif orjinleri bildirilmekle birlikte oldukça nadirdir.
Sağ Ana Karotis Arter (RCCA): Bazen RCCA direkt olarak arkus aortadan ayrılabilir. (Genellikle RSCA’ in aberran olduğu durumlarda). Orta servikal düzeyde (C3-C5 arası) RCCA bifürkasyon göstererek eksternal ve internal karotis arterlerine ayrılır.
Sol Ana Karotis Arter (LCCA): Arkus aortadan çıkan ikinci büyük damardır. Sık görülen varyasyonlarından biri arkus aortadan İA ile birlikte aynı kökle birlikte ayrılmasıdır. Ayrıca LCCA direkt olarak IA’ dan de ayrılabilir. Bir diğer varyant ise solda ana karotis çıkışı bulunmaması, bunun yerine external ve internal karotis arterlerin direkt olarak arkus aortadan çıkışıdır.
Sol Subklavian Arter (LSCA): Genellikle arkus aortadan ayrılan son daldır. LSCA’ den LVA, sol tiroservikal ve kostoservikal trunkuslar ayrılır.
Sol Vertebral Arter (LVA): LSCA’ in ilk dalıdır. % 50 olguda dominant olan vertebral arterdir. % 25 olguda RVA dominanttır. % 25 olguda ise her iki arterde eşit çapa sahiptir. %5 olguda direkt olarak arkus aortadan çıkarki bu durumda sıklıkla non-dominant bir LVA şeklinde görev yapar.

KAROTİD ARTERLER

Eksternal karotis arter (ECA): Tipik olarak başın ekstrakranial bölümü ve boyunu besler. ECA’ nın dallarının beslediği bölgeler ve yakınlarındaki büyük arteriel damarlar oldukça değişken fonksiyonel hemodinamik dengelere sahiptir.

  • Sup. Tiroidal arter
  • Asendan faringeal arter
  • Lingual arter

Facial Arter: Fasial arter diğer ECA dalları (ör: maksillar ar) ile hemodinamik dengede rol alır. Yüz, damak, dudak ve yanakların kanlanmasını sağlar. Fasial arterin anguler dalı oftalmik arterin orbital dalları ile anastomoz yapar ve internal karotid sistemine kollateral kan akımı açısından potansiyel bir kaynaktır.
Occipital arter
Posterior aurikuler arter
Superfisial temporal arter
ECA’ nın distal terminal dallarından biridir. Scalp ve kulağı besler. Serebral anjiogramlarda STA’ yı orta meningeal arterden (MMA) ayırmak gerekir. STA’ in zigomatik arkı geçerken yaptığı saç tokası şeklindeki kıvrım bu ayrıma yardımcı olur. İnternal maksillar arter (IMA): Fasial arter ile hemodinamik denge içinde olan (IMA) derin fasial yapıları besler. Orta meningeal ve aksesuar meningeal arterler aracılığı ile kranial meninkslerin kanlanmasını sağlar. Ayrıca IMA’ in oldukça önemli anastomozları vardır. Bunlardan biri İCA’ nın kavernöz segmentinden çıkan inferolateral trunkus ile diğeri ise etmoidal dalları aracılığı ile ICA’dan çıkan oftalmik arter ‘le olan anastomozlaridir.

INTERNAL KAROTIS ARTER (ICA)

ICA 5 segment halinde incelenebilir.
Karotid bulb → 1+2: ekstrakranial
Servikal segment
Petröz segment → 3: intraosseöz
Kavernöz segment → 4+5: intrakranial
Supraklinoid segment

Karotid Bulb.: CCA’ in bifurkasyon öncesi son bölümü (2-4 cm) ve ICA’ nın ilk bölümünden (2-4 cm) oluşan geniş görünümdeki segmenttir. Bu bölgede kan akımı çok komplekstir. Posterior bulbta geriye dönen akım izlenir ve Doppler US ile gösterilebilir. Bu bölgeden sonra kan akımı laminar özelliktedir.
Servikal (asendan )segment: Servikal segment ne genişleme ne de daralma gösteren, normalde (persistan primitif damarlar dışında) hiçbir dal vermeyen bir segmenttir. Bifurkasyon seviyesinde ICA ECA’ in posterolateralindedir. Servikal segmentin yukarı doğru çıkışı sırasında ICA ECA’ in medialine geçer. % 10 vakada bifurkasyonda ICA ECA’ in medialinden çıkar. Bazen bu segmentte persistan embryolojik damarlar ICA ile vertebrobaziler sistem arasında anastomoz yapabilir.
Petröz segment: Bu segment ICA’ ın petröz kemikteki karotid kanala girmesiyle başlar. Kanal içinde ICA önce anteromediale doğru bir dirseklenme yapar, bundan sonra horizontal bir seyir gösterir ve bunu takiben tekrar yukarı doğru dirseklenme ile kranial yönde ilerleyerek kavernöz sinüse ulaşır. Petröz kemik içinde ICA’ den küçük fakat önemli bir dalı olan karotikoptimpanik arter çıkar. Bu dal orta ve iç kulağı besler. Vidian arter dalı (her olguda görülmeyen bir daldır) bazen bu segmentten çıkarak foramen laserum ve vidian kanaldan geçerek ECA dalları ile anastomoz yapabilir.
Petröz İCA bazen aberran bir seyir gösterebilir. Normal anteromedial seyir yerine posterolateral bir seyir gösterebilir. Bu durumda ICA hipotimpaniumdan geçer. Bu normal anatomik varyant BT ile çok iyi gösterilebileceği gibi anjiografi ile de ayırt edilebilir. Bu varyasyonun tanınması klinik açıdan çok önemlidir. Çünkü yanlış bir glomus timpanikum paraganglioma ön tanısı ile biopsi ya da cerrahi girişim yapılırsa ICA’ ya girilerek hayatı tehdit edecek kanama ya da serebral enfarkta neden olunabilir. Bir başka nadir fakat önemli intratimpanik vasküler anomalide persistan stapedial arter (PSA)’ dir. Bu arter intrapetröz embryonik vasküler bir kanaldan gelişir. Petröz ICA^den çıkan PSA çoğunlukla cochlear promontorium içinde bir kemik kanal içinde bulunur. Bu vakalarda PSA orta meningeal arter olarak devam eder. Bunun tanısı ise ipsilateral foramen spinosumun bulunmaması ile konabilir. PSA’ nın önemi ise bu arterin stapesin tabanından geçme olasılığıdır. Bu durum prostetik ameliyatta komplikasyona yol açar.
Kavernöz segment: Kavernöz segment ICA’ in petröz apekste karotid kanaldan çıkışından itibaren başlar ve anterior klinoid proçese bitişik lokalizasyonda duranın meningeal yaprağını geçerek subaraknoid boşluğa geçişi ile sona erer. Kavernöz ICA’ in bir çok küçük ama önemli dalı vardır.
Meningohipofizer arter (Posterior trunkus) Kavernöz segmentin posteriorundan çıkar. Bu arter her insanda bulunmakla birlikte eğer genişleme yoksa sadece çok iyi kalitede dijital substraksiyon anjiogramlarda gösterilebilir.Bu damar posterior hipofiz, tentorium, kavernöz sinüsler, klival durayı besler. Bu damarın genişlemesi dural vaslüler malfarmasyonlar ya da klivusu tutan tümörlerde görülür.
İnferolateral trunkus. Kavernöz segmentten inferolateral lokalizasyonda çıkar. Kavernöz sinüsü, ayrıca III, IV,VI sinirler ve Gasser ganglionunu (V. Sinir) besler. İnferolateral trunkus internal maksiler arter dalları ile anastomoz yaparak ECA ve ICA arasında kollateral sirkülasyon oluşturur.
Supraklinoid segment: ICA, anterior klinoid proçesin hemen yanında, durayı geçerek subaraknoid aralığa geçer. Bundan sonra anterior ve orta serebral arterlere ayrılmadan önce dallar verir. Superior hipofizer trunkus Hipofiz sapı ve bezinde sonlanır. Oftalmik arter ICA’ den anterosuperior yönde ve anterior klinoidlerin medialinde ayrılır. Öne doğru ilerleyerek optik kanal içinden geçer. Başlangıçta optik sinirin altında seyreder, daha sonra superomediale yönelerek sinirin üstüne geçer ve göz küresini besler. Genellikle supraklinoid ICA’ den çıkar ve subaraknoid aralık orjinlidir, ancak varyasyon olarak intrakavernöz ICA’ den de çıkabilir. Posterior kominikan arter (PCoA) ICA’ in posteriorundan çıkar. III: sinirin üzerinden geçerek posterior serebral artere katılır. Bu anatomik yakınlığın klinik önemi vardır. PCoA anevrizması olan hastalar anevrizmanın büyüklüğü ile ilişkili olarak III. Sinire bası yaparak sadece bası bulgusuyla karşımıza çıkabilir. Talamus seviyesinde bu arter anterior talamoperforan arter dalını verir. En sık görülen PCoA anomalisi hipoplazik PCoA’ dir, ve 1/3 olguda görülür. İkinci sıklıkta görülen ise embryojenik konfigürasyonun korunmasıdırki buna “posterior serebral arterin fetal orjini “ adı verilir (% 20-25 olguda görülür.). PCoA’ in ICA’ den hemen çıkışında görülen dilatasyonlar (infindubulum) ise % 6 olguda görülür. Anteriorkoroidal arter (AChA). PCoA çıkışının hemen üstünde , bazende hemen altından orjin alır. Başlangıcında suprasellar sistern içinde ve optik kiazmanın altında seyreder, temporal lobun uncus bölümünü posteromedialden dolaşarak ilerler. Daha sonra temporal hornun koroidal fissürüne girer. Öncelikle lateral ventrikülün temporal horn ve atrium bölümündeki koroid pleksusları besler. Ventrikül dışı küçük perforan dallarda vardır.

Varyasyonlar

Karotid-vertebrobasilar anastomozlar: Embryonik dönemde ICA’ in kaudal bölümünü ve vertebrobasilar arterleri oluşturacak yapılar arasında kanallar vardır. Bunların regresyona uğramaması sonucu konjenital karotid-basilar ya da vertebral anastomozlar oluşur.
Primitif trigeminal arter. Tüm anjiografilerde % 0.1-0.6 oranında görülür. Bilateral nadirdir.
Primitif hipoglossal arter. %0.027-0.26 oranında görülür. Sıklıkla intrakranial anevrizmayla birliktedir. Bu arter bulunduğu zaman fonksiyonel olarak beyin sapı ve serebellumu besleyen tek arterdir.
Persistan otik (akustik) arter. Çok nadirdir.
Proatlantal intersegmental arter. Çok nadirdir.

WİLLİS POLİGONU

Bu yapı optik sinirler ve optik traktlara komşu birbirleriyle bağlantılı arterlerden oluşan bir poligondur. Willis poligonunu oluşturan damarlar şunlardır.

  • Heriki ICA
  • Heriki ACA’ in horizontal (A1) segmentleri
  • ACoA
  • Heriki PCoA
  • Heriki PCA’ in horizontal (P1) saegmentleri
  • Basilar arter bifürkasyonu

Bazen ICA’ lar ACA’ ler. ACoA ve dalları “anterior sirkulasyon”, PCA’ ler, PCoA’ ler ve basilar bifurkasyon “posterior sirkülasyon” olarak adlandırılır. Normal bireylerde tek enjeksiyon ile Willis poligonunun tamamnı nadiren gösterilebilir. Postkontrast spiral CT ile Maksimum Dansite Projeksiyonu kullanarak Willis poligonu ve ana dallarının anjiografik görüntüleri elde edilebilir. Bunu yanında non-invaziv olarak MRA ve transkranial Doppler US ile de Willis poligonu görüntülenebilir. TOF tekniği ile üst üste toplanan ince kesitlerle willis poligonu görüntülenir. Ayrıca Faz kontrast (PC) MRA Willis poligonundaki normal ya da anormal hemodinami konusunda yararlı bilgi verebilmektedir. Transkranial Doppler ile proksimal intraserebral damarlarda akım hızlarını ortaya koyabilir ve perfüzyon bozukluklarını gösterebilir.

Dalları: Willis poligonundan çıkan birçok küçük damar optik kiazma ve traktlarını, infundubulumu, hipotalamusu ve kafa tabanındaki diğer önemli yapıları besler:

  • Medial lentikulostriat arter (ACA’ in A1 segmentinden çıkar)
  • Talamoperforan arterler (PCoA, basilar tip ve proksimal PCA’ lerden çıkar)
  • Perforan dallar (ACoA’ den çıkar)

Varyasyonları: Tüm komponentleri bulunan ve hipoplazik komponent içermeyen Willis poligonu sadece % 20-25 olguda bulunur. Varyasyonlar posterior sirkülasyonda daha sıktır. En sık varyasyonlar:

  • Bir ya da heriki PCoA hipoplazisi (% 34)
  • Hipoplazik/aplazik A1 segmenti
  • Fetal orjinli PCA (ICA’ den çıkar) ile birlikte hipoplazik/aplazik P1 segmenti (17)
  • PCoA’ in ICA’ den çıkış yerinde infundibuler dilatasyon

Anomalileri: ICA’ lerin tek yada çift taraflı yokluğu nadirdir. Eğer tek taraflı ICA yok ise, intrasellar interkarotid comminikan arterler sıklıkla bulunur. Bu çok nadir bir anomalidir. Ancak eğer serebrovasküler yada transsfenoidal bir cerrahi girişim planlanıyorsa bu anomalinin önceden gösterilmiş olması önemlidir. ICA agenezisine intrakranial anevrizmalar oldukça yüksek oranda eşlik eder.

SEREBRAL ARTERLER

Distal ICA genellikle ACA ve MCA şeklinde bifurkasyon yaparak sonlanır. PCA ise basilar arterin bifurkasyonu ile oluşur.
Anterior Serebral Arter (ACA): A1 (Horizontal) Segment ACA’ in ICA’ den çıkan orjiniden ACoA ile bileşim yerine kadar olan parçasıdır. Bu segmentten medial lentikulostriat arter çıkar. Bu arter kaudat nukleusun baş bölümünü ve internal kapsülün anterior bölümünü besler.
A2 Segmenti ACA’ in ACoAQ ile birleşim yerinden perikallosal ve kallosomarginal arterlere ayrıldığı yere kadar olan parçasıdır. A2 segmenti lamina terminalis sisternası içinde yukarı doğru ilerleyerek korpus kallosumun (CC) genu bölümünün önünde bu bölümle uyumlu kavis yapar. A2 segmentinden iki kortikal damar çıkar. İlki orbitofrontal, ikicisi frontopolar arterlerdir. İnterhemisferik fissürde yukarı doğru ilerleyen A2 segmenti CC’ un genu bölümü hizasında bifurkasyon yaparak daha öne ve yukarı doğru giden kallosomarginal artere ve CC’ un dış kenarını takip ederek arkaya doğru uzanan perikallosal artere ayrılır. Perikallosal arterin en son bölümü CC’ un splenium bölümünde bu yapının hemen altından öne doğru uzanan splenial arter olarak devam eder.
Heubner’ in rekürran arteri lentikülostriat bir daldır. Bu arter % 50 oranında A2 segmentinden, % 44 oranında A1 segmentinden ve daha az oranda da ACoA’ dan çıkar.
A3 (Kortikal Dallar) Segmenti. Kortikal ACA dalları klasik olarak medial hemisferik yüzeyin ön 2/3’ ünü ve konveksitede üstte kalan küçük bir alanı beslerler. Ancak bu sulama alanı varyatif olarak daha fazla yada daha az bir sınır çizebilir.

Anterior Kominikan Arter (ACoA): İki ACA’ i optik kiazmanın önünde birleştirir. ACoA’ in perforan dalları küçük ama önemlidir. Bunlar lamina terminalis ve hipotalamusun bir bölümünü, anterior komissürü, forniksi, ve septum pellisidumu besler. Bu orta hat yapılarına olan kanamalar akla öncelikle ACoA anevrizmasınjı getirir.
ACA-AcoA varyasyonları:

  • Hipoplazik/ aplazik A1 segmenti (5-18)
  • Çift ACoA (% 10)

ACA-ACoA anomalileri: Azygos ACA. A1 segmentleri birleşerek ek bir damar olarak devam eder. Çok nadirdir. Lober holoprosensefali gibi başka anomalilere eşlik eder. Bihemisferik ACA. Heriki ACA de vardır. Ancak bir taraftaki dominanttır ve karşı hemisfere de dallar göndererek orayıda besler. Diğer ACA ise hipoplaziktir ve bazen sadece orbitofrontal ve frontopolar dallarını vererek sonlanır.
Orta Serebral Arter (MCA): M1 (HORİZONTAL) SEGMENT.MCA’ in ICA orjininden başlayarak horizontal seyirle laterale doğru giderek sylvian fissürde bifurkasyon yada trifurkasyon yaptığı yere kadardır.
Lateral lentikulostriat arter. M1 segmentinin derin perforan dalıdır. Yukarı doğru giderek nukleus lentiformis, internal kapsül ve kaudat nükleusun bir bölümünü besler.
M2(Insular) Segmentler. Sylvian fissürün medial bölümünde M1 segmenti bifurkasyon yada trifurkasyon yaparak M2 segmentleri ve anterior temporal artere ayrılır. Bu damarlar laterale doğru giderek sylvian fissür çıkışına kadar devam eder.
M3 (Opercular) Segmentler. Sylvian fissür çıkışından itibaren M3 segmentler oluşur. Bunlar yukarı doğru serebral hemisferik yüzü sararlar.
Vasküler Dağılım: Klasik olarak serebral korteks ve ak maddenin büyük bölümü MCA dalları ile beslenir.
Varyasyon ve Anomalileri: Diğer serebral damarlara göre oldukça nadirdir. (fenestrasyon, duplikasyon, tek kök ve aksesuar arter gibi)
Posterior Serebral Arter (PCA): Olguların çoğunda basilar arterin bifurkasyon ile oluşurlar.
P1 (Pedünküler / prekominikan ) Segment: Basillar bifurkasyondan PCoA ile birleşim yerine kadar olan bölümdür. Verdiği dallar, Posterior talamoperforan arter Basilar bifurkasyon ve P1 segmentinden çıkar. Talamus ve mezensefalonu besler. -Medial koroidal arter, -Posterior koroidal arter
P2 (Ambient) Segment: PCoA birleşiminden başlayarak ambient sistern içinde mesensefalonun çevresinden arkaya doğru giden segmenttir. Medial geniculate body, pulvinar, superior colliculus ve crus cerebriyi besler.
P3 (Quadrigeminal ) Segment: Quadrigeminal sistern içinde seyreder ve şu dalları verir.

  • İnferior temporal arterler
  • Parietooccipital arterler (hemisferlerin medial bölümünün arka 1/3 kısmını besler.)
  • Calcarin arter (Occipital pol ve visual korteksi besler.)
  • Posterior perikallosal (splenial) arter.

Vasküler Dağılım

PCA’ in vasküler dağılımı oldukça değişkendir, çünkü MCA (özellikle temporal lob açısından) ACA ve anterior koroidal arter ile sulama alanları medialde ve superiorda olmak üzere parietooccipital sulcus düzetinde sınır oluşturur.

Varyasyonları ve anomalileri:
PCA’ in basilar arter yerine ICA’ dan fetal orjinli çıkışı oldukça sıktır (% 15-20). Karotid-basillar anastomozlar aracılığı ile beslenmesi de bu varyasyonlar arasındadır.

POSTERİOR FOSSA ARTERLERİ

Vertebral Arterler (VA)

Vertebral arterler aynı taraftaki subklavian arterden çıktıktan sonra kraniale doğru ilerleyerek C6 seviyesinde transvers foramenler içine girerler. Yine kraniale doğru ilerleyerek C2 seviyesinde laterale doğru döner ve tekrar kraniale doğru seyirle C1 vertebral foramenden geçerler. Bu seviyede posterira doğru dönerler ve daha sonra superomedial foramen magnumdan geçerler. Posterior fossada, genellikle medulla düzeyinde iki VA birleşerek basillar arteri oluşturur.

Ekstrakranial Dalları

Birçok küçük segmental spinal, meningeal ve muskuler dal verir. Bunlardan en önemlisi, Posterior meningeal arter. VA’ in atlasın posterior arkı seviyesinde foramen magnuma girerken verdiği daldır. Bu arter falx serebelliyi besler ve bazen vasküler malformasyonlar yada tümörler sonucu çok fazla genişleyebilir. ECA dalları yada PICA’ dan da çıkabilir.

İntrakranial Dalları

Anterior spinal arter. Heriki VA’den çıkarak birleşirler ve önde servikal kordun anteromedial sulkusu boyunca kaudale doğru ilerlerler. Posterior inferior serebellar arter (PICA) Genellikle distal VA’ den tek bir kök halinde çıkarlar. PICA dalları 4. ventrikülün koroid pleksusu, posterolateral medulla, serebellar tonsil, inferior vermis, serebellar hemisferin inferolateral bölümünü besler.

Varyantları ve anomalileri:

  • Karotid- vertebrobasilar anastomozlar
  • VA’ in arkus aorta orjini (%5)
  • Hipoplastik bir VA (% 40)
  • PICA’ nın VA’ in ekstrakranial bölümünden çıkışı
  • Fenestrasyon

Basillar Arter (BA)

İki vertebral arterin birleşimi ile oluşan basilar arter ponsun önünde yukarı doğru seyrederek, interpedinküler sistern içinde iki PCA’ e ayrılarak sonlanır. BA pontin sistern içinde lokalizasyonu klivus ve dorsum sellanın lateral kenarları ile sınırlıdır. Bu sınırları taşması dolikoektaziyi gösterir.

DALLARI

Anterior inferior serebellar arter (AICA) BA’ in ilk major dalıdır. % 60-75 olguda tek bir kök şeklinde çıkabilir. Serebellopontin sistern içinde posterolateral seyirle internal akustik kanal lokalizasyonuna doğru ilerler. VI, VII, VIII sinirleri, inferolateral ponsu, orta serebellar pedinkülü, flokullusu ve serebellar hemisferlerin anterolateral yüzünü besler. Superior serebellar arter (SCA) BA apeksine yakın olarak çıkar, pons ve mezensefalonun çevresinden posterolaterale doğru kıvrılarak, tentorial incusuranın altından geçer. Vermisin superior yüzü, serebellar hemisferleri, derin serebellar ak madde ve nukleus dentatusu besler. Perforan dallar. Ventral ponsu rostral beyin sapını besler.
Varyasyonları:
Karotid-vertebrobasilar anastomoslar, SCA’ ler PCA’ den hatta direkt olarak ICA’ den çıkabilir. PCA fetal orjinli ise BA hipoplazik olabilir.

VENÖZ ANATOMİ

Serebral venöz sistem genel olarak şu yapılardan oluşur. -Dural sinüsler, -Superfisial kortikal venler, -Derin serebral venler.

DURAL SİNÜSLER

SUPEROR SAGGİTAL SİNÜS (SSS):

SSS superiorunda iç tabula ve heriki lateralinde falx serebrini yaprakları arasında kalan, bir orta hat yapısıdır. SSS’ ü saran endotel, süperfisial kortikal venlerdeki endotelin devamıdir. SSS’ de valvler yoktur. SSS tipik olarak önde krista gala seviyesinde başlar ve arkaya doğru konveksitenin hemen altında ilerleyerek sinüs rektus (straight sinüs) ve transvers (lateral) sinüslerle konfluensine kadar devam eder. SSS’ ün rostral bölümü hipoplazik yada atrezik olabilir. Bu durumda, kan parasagital yerleşimle arkaya doğru seyreden intradural venöz kanallar aracılığı ile taşınır. Bu durum patolojik oklüzyon ile karştırılmamalıdır.

İNFERİOR SAGGİTAL SİNÜS (ISS)

ISS önden arkaya doğru falx serebrinin serbest alt kenarında seyreder. Galen venine katılarak straigt sinüsün oluşumunu sağlar.

STRAIGHT SİNÜS (StS):

StS falx serebriyi oluşturan duranın ayrılmasıyla oluşan iki yaprak ve tentorium serebelli arasında kalır. StS arkaya ve aşağı doğru ilerleyerek SSS ile olan konfluensine ulaşırki bu konfluense torcular Herophili (cofluens sinuum) adı verilir. StS de hipoplazik yada atrezik olabilir. Bu durumda genellikle aksesuar bir falsin sinüs bulunur. Aksesuar falsin sinüs StS’ ün tromboze olduğu durumlarda da genişleyerek belirginleşebilir.

TRANSVERS VE OCCİPİTAL SİNÜSLER:

Venöz konfluens (torcular Herophili) ikiye ayrılarak, transvers sinüs (TS) ve occipital (OS) oluşturur. TS laterale doğru gider ve daha sonra sigmoid sinüsü oluşturur. OS ise confluens sinuumdan anteroinferior seyirle foramen magnuma doğru yönelir. Olguların yarısında TS bilateral olarak iyi bir şekilde oluşurken, OS rudimenter yada aplaziktir. TS asimetrisi sıktır. (% 50-80) ve genellikle sağ taraf dominanttır. TS’ ün tamamının yada bir bölümünün agenezisi % 1-5 oranında görülür. Ve dural sinüs oklüzyonu ile karıştırlmamalıdır. Bu durumlarda OS çok belirgin hale gelir.

TENTORİAL SİNÜSLER:

Confluen sinuum çevresindeki dural sinüslere birçok tentorial sinüs açılır ve kontrastlı-CT veya MR incelemelerinde oldukça belirgin şekilde görülürler. Bu venöz kanallar komşuluğundaki serebral hemisferlerin ve serebellumun venöz drenajına belirgin katkıda bulunurlar. StS veya SSS trombozu olduğunda belirgin derecede genişleme gösterebilirler.

SİGMOİD SİNÜS (SİS):

Petröz temporal kemiğin posterolateral duvarının kenarında TS aşağı doğru dönerek sigmoid sinüsü oluşturur. SiS aşağı doğru ilerleyerek juguler bulb’ a ulaşır. Kavernöz sinüsten gelen superior petrozal sinüs SiS’ a açılırken, klival venöz pleksusutan gelen inferior petrozal sinüs SiS-juguler bulb sınırına açılır.

KAVERNÖZ SİNÜS:

Kavernöz sinüsler sellanın heriki lateral kenarında, duranın iki yaprağı arasında, içinde birçok septa içeren komplex venöz boşluklardır. ICA, III, IV,V1,V2 ve VI sinirler ya direkt sinüsün içinde yada lateral duvarında seyrederler. Kavernöz sinüslere superior ve inferior oftalmik venler açılır. Sellanın iki tarafındaki kavernöz sinüsler interkavernöz sinüsler aracılığı ile birbirine bağlıdır. Ayrıca kavernöz sinüslerin posteriorda periklival venöz pleksusu ile superolateralde superior petrozal sinüs aracılığı ile sigmoid sinüs ile inferiorda inferior petrozal sinüs aracılığı ile juguler bulb ile yine inferiorda derin fasial venler ile pterigoid venöz pleksus aracılığı ile ve lateralde sfenoid kanat boyunca uzanan venöz sinüslelede bağlantısı vardır. Karotikokavernöz fistüllerde bu bağlantılar aracılığı ile bu venöz yapılarda belirgin genişlemeler ortaya çıkabilmektedir.

SEREBRAL VENLER:

Tipik olarak iki ana gruba ayrılırlar. -Superfisial (kortikal) venler, -Derin venler

SUPERFİSİAL KORTİKAL VENLER:

Bunlar oldukça küçük venöz yapılardır ve çok fazla değişkenlik gösterirler. Vertekse yakıbn lokalizasyonda potansiyel subdural mesafeyi geçerek SSS’ e açılırlar. Bu noktada rüptüre olma olasılıkları vardır ve dolayısıyla spontan veya travmatik hemorajiye neden olabilirler. Superfisial kortikal venler genellikle isimlendirilmemiştir ancak üçü için aşağıdaki isimler kullanılır:
Superfisial orta serebral ven (Sylvian fissür boyunca seyreder.)
Trolard veni (Sylvian fissürden cephalad yönde SSS’ e ulaşan geniş anastomoz veni)
Labbe veni (bu damar sylvian fissürden posterolaterale giderek transvers sinüse ulaşır.)

DERİN SEREBRAL VENLER:

Derin serebral venler: medüller venler, subependimal venler, basal venler ve Galen veninden oluşur.
Medüller Venler: Subkortikal ve derin ak madde medüller venler aracılığı ile drene olurlar. Korteksin 1-2 cm altında oluşan medüller venler santrale doğru yönelerek, serebral ventrikülleri saran subependimal venlere dökülürler. Medüller venler vasküler malformasyonlarda, vasküler tümörlerde ve kollateral venöz drenaj kanalları olarak genişleyebilirler. Medüller venlerin çevresindeki perivasküler alanlar oldukça belirgin hale gelebilir.
Subependimal venler: Bu venler lateral ventriküllerin çevresinde bulunur ve sentrum semiovalenin medüller venlerinden kan alır. Subependimal venlerin bir çoğu isimlendirilmiştir. Örneğin talamostriat ven (kaudat nukleustan geçer) ve septal ven (frontal horndan posteriora doğru septum pellisidum boyunca ilerler.). Bu iki ven foramen Monro yakınlarında birleşerek internal serebral veni (ICV) oluştururlar. Heriki tarafta oluşan ICV’ ler paramedian konumda, 3. ventrikül tavanının üzerindeki velum interpozitum içinde arkaya doğru ilerler.
Basal Venler: ICV’ lere medial temporal loblardan Rosenthal’ in basal veni aracılığı ile belirgin drenaj vardır. Rosenrhal’ in basal veni ambient sistern içinde posterosuperiora doğru ilerleyerek ICV ile birlikte Galen venini oluşturur.
Galen veni: Galen veni (v.serebri manga) CC’ un splenium parçasının hemen altında posteriora doğru ilerleyen belirgin bir vendir. İnferior sagital sinüs ile birleşerek straight sinüsü oluşturur. Derin serebral venler kontrastlı CT veya MR tetkiklerinde olduğu gibi serebral anjiografilerin geç venöz fazlarındada kolayca gösterilebilirler.

POSTERİOR FOSSA VENLERİ:

Anterior pontomesensefalik ven Bu ven gerçekte pons ve mesensefalonun önünde yer alan bir çok küçük venin oluşturduğu bir pleksusu yapısındadır. Presentral serebellar ven Vermisin önünde 4. ventrikül tavanının üst ve arka bölümünde yer alır. Sup. ve inf. Serebellar venler serebellar vermisi drene ederler. Hemisferik venler. Serebellar hemisferleri drene ederler. Bu venler straight sinüs, transvers sinüsler ve tentorial sinüslere açılırlar.

NAVİGASYON

NÖROLOJİK REHABİLİTASYON

BEYİN

PERİFERİK SİNİR

OMURİLİK

AĞRI/ENJEKSİYON UYGULAMA

CERRAHİ UYGULAMALAR

NÜKLEER TIP

DİĞER TEDAVİLER

  • Beyin, Omurilik, Sinir Ameliyatları

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

    YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA AKGÜN

  • Anatomi & Nöroanatomi Uzmanı

    Anatomi & Nöroanatomi Uzmanı

    DR. ZEHRA AKGÜN

  • Beyin, Omurilik, Sinir Ameliyatları

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

    DOÇ. DR. HAKAN KAYALI

  • Mikrocerrahi ile Bel ve Boyun Fıtıkları Ameliyatları

    Bel ve Boyun Fıtıkları

    YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA AKGÜN